BAŞBUĞ'UN SÖZLERİNİ KÖŞE YAZARLARI NASIL YORUMLADI?
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Taraf Gazetesi'nin gündeme getirdiği belgeleri sert bir üslupla eleştirdi. Köşe yazarları, Başbuğ'un bu sert çıkışını değerlendirdi. Taraf gazetesi başyazarı Ahmet Altan Başbuğ'a hitaben sert bir dil kullandı...
AHMET ALTAN / Genelkurmay başkanına... Siz, böyle saygısız, nezaketsiz, tehditkâr bir konuşma üslubunu benimseme cüretini nereden buluyorsunuz? Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu sizin? Siz kimi korkutmaya çalışıyorsunuz? Korkutabileceğinize inanıyor musunuz gerçekten? Bakın ben size dostça bir şey söyleyeyim general, vazgeçin bu kaba tehditlerden, öfkeli jestlerden, asabi mimiklerden. Bunlar bizi korkutmaya yetmez. Ha, sanmayın ki bu ülkede "derin devlet" dendiğinde kimin kastedildiğini bilmiyoruz, sanmayın ki patlayan arabalardan, ensesinden vurulan adamlardan haberimiz yok. Sadece umurumuzda değil. Bunu anlayabiliyor musunuz? -------------------------------------------------------------------------------- UMUR TALU / İhmal, ihtimal "Tartışma", istisnalar dışında, "terörü başarılı göstermek" amacıyla yapılmaz. "Tartışma"... 1. Gaflet, ihmal, umursamazlık, sorumsuzluk, görevi suiistimal varsa, bunu anlamak ve hesabının verilmesi için yapılır. 2. Kiminin taammüden ihmali, bir felaketten siyasi, ekonomik, askeri kazanç gibi hesabı olmuşsa, hesabının sorulması için yapılır. 3. Bir de, tutulmuş yollar hatalı ise başka ihtimallere kafa ve yürek yormak için yapılır. "Akan kanın sorumluluğuna ortak olmak" ciddi suçlama. Ancak, "akan kanın sorumluluğu"... Kanın akmaması, böyle akmaması, çok akmaması, hiç akmaması, çare bulunması "sorumluluğu" esas olarak devletin; başta iktidar ve onun yönetiminde varsayılan güvenlik ve istihbarat güçlerinindir. "Sorumluluk" sahipleri, asli sorumluluklarını "tartışma"nın üstüne yıkamaz. -------------------------------------------------------------------------------- EMRE AKÖZ / Ev kadınları bile tepki gösteriyor Taraf gazetesi geçen gün Aktütün saldırısıyla ilgili bazı önemli belge ve görüntüler açıkladı. Bu verilere göre saldırı bir ay önceden beri, militanların adları dahil biliniyordu. Ancak gereken tedbirler alınmamıştı. Sonucu biliyoruz: 17 şehit ve yaralılar. Habere çeşitli tepkiler geldi. En dikkate değeri hiç kuşkusuz Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un yaptığı açıklamaydı. -------------------------------------------------------------------------------- MEHMET BARLAS / Sorun "Bilgi sızması" değil de istihbaratta çok başlılık ve uyumsuzluk mu? Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un, basında yer alan TSK'ya dönük eleştirilere ve haberlere öfkelenmesi ne kadar doğalsa, basının bu eleştirileri ve haberleri yapması da o kadar doğaldır. Bütün dünyada böyle durumlarda bu tablo çıkar ortaya. Nitekim Genelkurmay Başkanı da şu söylemle bunu ifade etti dün: -Bu tip saldırılar karşısında -ki bu saldırılar doğru bilgiye dayanmayan sınırlarını aşan eleştirilerdir- her ordunun vereceği cevap bellidir ve bu husus bütün ordular için de geçerlidir. Şeffaflığın ve basın özgürlüğünün simge ülkesi olan ABD'de bile bu böyle oluyor. Hatırlayın "Çok gizli" (Top Secret) damgalı "Pentagon Papers" adı verilen belgeler The New York Times'da (1971) yayınlandığı zaman olanları... -------------------------------------------------------------------------------- ALİ BAYRAMOĞLU / Başbuğ'dan savaş ilanı... Org. Başbuğ, yaptığı konuşmayı "herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya davet ediyorum..." cümleleriyle sözlerini bitirirken, Türkiye'nin çok uzun süredir bir Genelkurmay Başkanı'nda tanık olmadığı kadar, "sert ve buyurgan"dı. Savaş ilanı seromonisi ve diliyle yapılan bu konuşma hafızalardan pek kolay silinmeyecek... Ton, üslup siyasi rengi ifade eder... -------------------------------------------------------------------------------- Halit Kakınç / Doğru Karar İçişleri Bakanlığı'nın ve sivil inisiyatifin ağırlık kazanması önemli... Bu çözüm'e yüzde yüz katılıyorum. Yarar getireceğine ve olumlu sonuçlar alınacağına inanıyorum. Terörle Mücadele Zirvesi'nden çıkan, terörle mücadelede koordinasyonu sağlamak üzere İçişleri Bakanlığı bünyesinde yeni bir kurumsal yapıya gidilmesi kararı, DOĞRU'dur. Yerindedir. Bölge halkı üzerindeki gözetim ve denetimin, sivil otoriteler tarafından yerine getirilmesi isabetlidir. Yakın geçmişe dönelim: -------------------------------------------------------------------------------- NAZLI ILICAK / Aktütün'ün hesabı ve Genelkurmay'ın açıklaması Terör üzerinden politika yapmanın ülkeye zarar verdiğini söyler dururum. Maalesef, 12 Eylül öncesi tırmanan şiddet eylemlerinde de gördük, herkes birbirine siyasi fatura ödetmeye çalıştı. Sonunda, demokrasi gemisi karaya oturdu. Bugün, çok şükür demokrasinin rafa kaldırılması gibi bir tehlike mevcut değil. Hem çoğumuz geçmiş olaylardan tecrübe kazandık, hem de muazzam bir iletişim kolaylığıyla gerçekler bir anda kamuoyuna mal oluyor. -------------------------------------------------------------------------------- MEHMET ALTAN / Divan-ı Harp Taraf'ın haberindeki iddianın yaşandığı bir ülkede olmak bir yana, haberi okumuş olmak bile çok huzursuz ediyor... Biraz sonra Hazineden sorumlu devlet bakanı Mehmet Şimşek'in de katılacağı bir bölümde 'Küresel İşbirlikleri İçin Yeni Seçenekler, Beklentiler' başlıklı bir panel yöneteceğim... Beklenti mi? Adam gibi bir Türkiye... -------------------------------------------------------------------------------- ERGUN BABAHAN Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ'un Aktütün Karakolu baskınıyla ilgili haberlere gösterdiği tepki gibi. Kişisel kanım bu raporlar Hava Kuvvetler Komutanı'nın bayram tatilinde golf oynamasından daha önemli. Bir başka önemli konu, bu raporların Genelkurmay karargahından sızdırılıyor olabilmesi. -------------------------------------------------------------------------------- MURAT YETKİN - Genelkurmay Başkanı'nın öfkesi Doğrusu dün Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un basın toplantısı yapacağını duyduğumda doğru bir adım diye düşünmüştüm. Basın toplantısı olmadı gerçi, Orgeneral Başbuğ soru almadı, dolayısıyla bir basın açıklaması oldu. Bu basın açıklamasıyla doğru bir adımın atıldığı konusunda da kuşkular var. Açıklamasına astsubaylara ve bu etkinlik için Ankara'dan Balıkesir'e giden gazetecilere teşekkürle, alışık olunan sakin üslubuyla giren Orgeneral Başbuğ, daha önce örneğini Başbakan Tayyip Erdoğan'da gördüğümüz ve eleştirdiğimiz şekilde, birdenbire konuşmanın tonunu sertleştirmeye, sesini yükseltmeye başladı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, mücadelenin nitelik değiştirdiği bir karar aşamasında zor bir durumda bırakacak gelişmelere tepkisini açığa vurmak istiyordu. Tepki öfkeye dönüşünce açıklama başka bir raya girdi. Dünkü açıklamaya kadar medya ve kamuoyunda var olan İlker Başbuğ görüntüsünden farklı bir İlker Başbuğ vardı milyonlarca vatandaşın ve mutlaka PKK'lıların da izlediği ekranlarda. Ateş düştüğü yeri yakar. Genelkurmay Başkanı'nın tepki göstermek için çok haklı nedenleri olabilir; başında bulunduğu TSK'nın hukuk ve itibarını korumak durumundadır. Ama Başbuğ, medya ve kamuoyuna belki astlarına dahi hitap etmeyeceği bir üslupla hitap etti. Olmadı. Üslubu hayal kırıklığına neden oldu. -------------------------------------------------------------------------------- MEHVEŞ EMİN / TSK Sorgulanamaz Önce Aktütün saldırısı olduğunda, Hava Kuvvetleri Komutanı'nın golf oynaması... Sonra 'insansız keşif uçakları'ndan alınan görüntülerle, telsiz konuşmalarıyla, saldırı hazırlığının tespit edildiğinin ortaya çıkması... TSK, son zamanların en ağır eleştirileriyle karşı karşıya... Yalanlama da yok. Ancak yapıcı bir özeleştiri, tatmin edici bir açıklama yapmak yerine bu haberleri yayınlayanlar 'terörist' ilan ediliyor. 'Tarafınızı seçin' deniyor. Bu ne demek? Ya PKK'nın ya TSK'nın tarafındasın demek! Böyle bir anlayış hangi muasır medeniyette var? -------------------------------------------------------------------------------- AHMET HAKAN / Başbuğ'u dinlerken hissettiğim beş şey BİR: Öyle sert konuşuyordu ki... Birden kendimi "hazır ol" komutu almış gibi hissettim... "Dikkat" çekilmiş gibi oldum... Kendimi evimin balkonuna bayrak asmaya kalkışırken yakaladım... İKİ: Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları, öyle bir sıralanmışlardı ki... "Darbe" günlerini anımsadım... Özellikle Hava Kuvvetleri Komutanı'na bakarken, "Yanlışlıkla bir darbe marbe vuku bulursa hepimiz hapı yutarız" diye düşündüm... ÜÇ: Gözüm öyle korktu ki... Hemen Arif Nihat Asya usulü "Bayraktepe rüzgar bekliyor" başlıklı bir kahramanlık şiiri kaleme almaya başladım... "İyi ki Taraf gazetesiyle bir akrabalığım yok" dedim... -------------------------------------------------------------------------------- GÜNGÖR MENGİ / Aşırı tepki Orgeneral Başbuğ'dan dün bilgi içerikli bir açıklama bekliyorduk ama öyle olmadı. Tepki içerikli bir ihtar çekti medyaya! "Hizaya gel" türü bir komutu işittik. -------------------------------------------------------------------------------- OKAY GÖNENSİN / Yanlış bir tepki Genelkurmay Başkanı'nın dünkü açıklaması, birkaç bakımdan yanlıştır ve amacının tersine etkiler yaratacak niteliktedir. Orgeneral Başbuğ'un konuşurkenki olağanüstü öfkeli tavrı ve sözlerindeki "tehdit" anlamına gelecek ifadeler ne yazık ki bazı çağrışımlara yol açabilecek, eski anıları hatırlatabilecek bir görüntü oluşturuyordu. Başbuğ'un bu sert açıklamasının nedeni, bir gün önce Taraf Gazetesi'nde yer alan ve Aktütün olayıyla ilgili "resmi" belgelere dayanan haberlerdir. Genelkurmay Başkanı, açıklamasında bu belgelerin doğru ya da yanlış olduğuna ilişkin açık bir ifade kullanmadı. Ancak konuşmanın bir yerinde "yalan haber" derken bir başka yerinde "gizli bilgilerin sızdırılması ve kullanılması"ndan söz etti. -------------------------------------------------------------------------------- İSMET BERKAN / Aktütün'de ne oldu, ne olmadı? Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un bu habere ve onun ima ettiklerine gösterdiği tepkide kullandığı üslubu onaylamaya da, anlayışla karşılamaya da imkân yok. Ancak Orgeneral Başbuğ'un bir sözünden hareketle birkaç şey söylemek gerek. Genelkurmay Başkanı, Aktütün saldırısının PKK için bir 'intihar saldırısı' olduğunu söylüyor. Bir an için bu teşhisin doğru olduğunu kabul etsek bile, TSK'nın elindeki geniş istihbarat imkânına rağmen, karakola saldıran o kalabalık PKK'lı grubun kaçış yollarını kapatmayarak, bir sıcak takip operasyonu düzenlemeyerek ama onun yerine ilk günlerde saldırı helikopterlerinin de katıldığı hava harekâtlarıyla, daha sonra ise helikopterlerin de gelmediği, yani sadece savaş uçaklarıyla yürütülen hava harekâtlarıyla takip yolunu neden seçtiğini anlamak kolay değil. -------------------------------------------------------------------------------- TARHAN ERDEM / Kızgınlık yanlışlık kaynağıdır Genelkurmay Başkanı dün öğlen saatlerinde, kızgınlığını sesine yansıtarak, Balıkesir'de basına tek konulu bir açıklama yaptı. Sayın Başbuğ'un konumu, tavrı ve sözleri üzerine düşüncelerimi yazmak istiyorum. Önce, açıklamaya neden olan haber ve tutuma bakalım: Taraf gazetesi evvelki gün, bir istihbarat birliğinin raporuna dayanarak, Aktütün karakolu baskınında komutanlığın kusurlu olduğunu, olay sonrası yapılan Genelkurmay'ın açıklamalarında çelişkiler bulunduğunu gösteren geniş bir haber yayımladı. Taraf'ın yayımladığı rapor ve bilgileri eline geçiren her gazeteci yayımlar. Günlerdir kamuoyunun üzerinde durduğu bir konuda, komutanların en azından ihmaline işaret eden bir belgeye kimse kayıtsız kalamazdı. Ancak, haberdeki yorum ve değerlendirme cümleleri, haberin eleştirme kararıyla hazırlandığı izlenimini verdiği de bir gerçektir. Özetle bir gazete, eline geçirdiği belgeyi Silahlı Kuvvetler Komutanlığı'nı eleştirerek habere dönüştürmüştür; Genelkurmay Başkanı da, haberin içeriğini yalanlamak istemiştir. -------------------------------------------------------------------------------- HASAN CELAL GÜZEL / 'Doğru yerde bulunmak...' Org. Başbuğ veya başka bir yetkili, olay hakkında gerekli açıklamayı daha önce yapmış olsaydı ve olayın incelenmesi için Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 2. Ordu Komutanlığı'na talimat verildiğini belirtmiş olsaydı, muhtemelen kamuoyundaki tartışmalar bu boyuta ulaşmazdı. -------------------------------------------------------------------------------- FİKRET BİLA / Terörle mücadeleyi zihinlerde kazanmak Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, PKK'nın Aktütün saldırısıyla ilgili bazı yayınlar üzerine, dün çok sert bir açıklama yaptı. Org. Başbuğ'un açıklaması üslup ve içerik bakımından tartışmalara neden olacaktır. Org. Başbuğ'un açıklamasının özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: -------------------------------------------------------------------------------- GÜNERİ CİVAOĞLU / Duyarlı üçgen Çok duyarlı bulduğum konularda yazmadan önce en az 24 saat beklerim. "Hemen" yazmak zorunlu olduğunda ise "ihtiyat payları"na özen gösterir, kesin hükümlerden ve suçlamalardan kaçınırım. Aktütün ve Bayraktepe ile ilgili olarak "TARAF" gazetesinde tam sayfa yayımlanan fotoğraflar ve iddialar için de bu kuralı uyguladım. İddialar vahimdi. Aktütün'ü koruyan Bayraktepe mevzilerine saldırının hazırlıkları için uyarı/bildirimler daha önceden ayrıntılarıyla hatta birkaç saat öncesinden bile yapılmıştı. Bu iddiayı destekleyen fotoğraflar da "TARAF"ın birinci sayfasında yer alıyordu. Ardından... Gece bir televizyonda (Flash) "TARAF"ta yayımlanan fotoğrafların bu kez hareketli çekimlerini izledim. Tarih ve saati gösteren notların da düşüldüğü görüntülerde PKK'lıların sıra halinde ilerleyişi, sınırı geçişleri, Bayraktepe'ye saldırı öncesi bir ağaçlık kenarında mevzilenerek ağır silahları -olasılıkla havan toplarını- kurma çalışmaları apaçık izlenebiliyordu. Beyaz hareketli gölgelerdi bunlar. Yani sadece birkaç fotoğraf değil, bir video çekimi. Bu kez kaygım ve üzüntüm daha da arttı. Açıklamanın zorunlu hale geldiğini düşündüm. Bazı notlar aldım. -------------------------------------------------------------------------------- ÇETİN ALTAN / "Sorumsuzlukların şeffaflaştırılması", "kasıtlı bir yıpratma" sayıldığında... Okullarda "vatana layık olma" ilkesinin yerini, "mesleğine layık olma" ilkesi alabilmiş olsaydı; bizim bugünkü "şeffaflık"la ilgili yazı da, herhalde bambaşka olacaktı. -------------------------------------------------------------------------------- RUŞEN ÇAKIR / Medya-TSK ilişkilerinde yeni bir dönem Org. Başbuğ'un, önceki gün Taraf Gazetesi'nde yayınlanan, dün de birçok gazete ve TV kanalı tarafından alıntılanan Aktütün saldırıyla ilgili haberlere cevap vermesi şaşırtıcı olmadı, fakat aşırı sert üslubu birçok açıdan şaşırtıcıydı. Önce Org. Başbuğ'un neden cevap verme noktasına gelmiş olabileceğine bakalım: |




del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin