Markum.net
Ana Sayfa | Köşe Yazıları | İlahi İlhan Abi

İlahi İlhan Abi

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
image

İlhan Selçuk dün Emine Erdoğan'a çok ayıp etti. Özay Şendir yazdı..

Lafı eveleyip, gevelemeye gerek yok.

İlhan Selçuk dün Emine Erdoğan'a çok ayıp etti.

Bir Başbakan'ın siyasi anlayışı eleştirilebilir,

Ülkeyi götürmek istediği yer,

İcraatları,

Diplomatik tercihleri,

Devlet kadrolarına kendi adamlarını doldurması,

Aile bireylerinin devletle iş yapıp yapmaması,

Hatta birinci derece akrabalarının iş yaşamı.

Bunların hepsi eleştirilebilir.

İlhan abi ,dün Emine Erdoğan'ın Esma Esad'ı karşılırken giydiklerini yazı
konusu yapmış.

Yazının bir bölümü şöyle:

"Ama ne Anadolu kadını,

Ne taşra kadını,

Ne gecekondu kadını..

Ne köylü kadını..

Ne kentli kadını.

Uydurma bir kıyafet"

Peki o zaman Emine Erdoğan ne kadını İlhan abi?

Emine Erdoğan'ın giyim zevkini ya da türban bağlama şeklini beğenmemek ile
onu kimliksiz ilan etmek aynı şey mi?

***

İlhan Abi yazıya devam etmiş,

"Giysinin tümünde berbat bir kesim. Kenarları şeritle donatılmış beyaz bir
ceket. Boyu üzerinde karar verilememiş beyaz bir etek, burunları açık rüküş
iskarpinler, gırtlağa dek dayanmış siyah bir bluz, kara gözlükler ve de
beyaz bir türban."

Bir eteğe bakıp da boyu üzerinde karar verilemediğini anlamak acaba nasıl
bir uzmanlık gerektiriyor?

Sıfatlara bakıyorum, eleştiriden çok aşağılamak ve can acıtmak için
yazılmış gibi duruyor.

Mesela "Kara gözlükler" ya da "burunları açık rüküş iskarpinler"

Üşenmeyip OK Dergisi'ni karıştırdım.

Dergide fotoğrafı olan bir sürü sosyete güzelinin güneş gözlükleri de koyu
renk camlı.

Davet sayfalarında da burnu açık ayakkabı giyen bir sürü ünlü kadının
fotoğrafı var.

Birisine rüküş gelen şey diğerine güzel gelemez mi?.

Ya da birinin yakıştırmadığı bir şeyi insanın kendisine yakıştırması
anormal mi?.

***

Yazının bana göre en talihsiz yeri son bölümü:

İlhan abi "Bu kadar yapay bir moda, bir ulusun yaşamına egemenliğine
dayatılabilir mi?" diye sormuş.

Bu ülkede topluma türban dayatılıyor demek başka şey, Emine Erdoğan'ın
giyim tarzı dayatılıyor demek bambaşka...

Üstelik bu soru tam ters halede getirilebilir

İlhan Selçuk'un moda anlayışını bir başkasına dayatması doğru olur mu?

Ya da bu yazı da kendi zevkimizin dayatması değil mi?

***

İlhan  abiye Ilıcaklar'ın Tercüman'ın sahibi olduğu,1978 yılından bir
örnekle yanıt vereyim:

Türkiye'nin NATO'nun Onursal Başkanı olduğu dönemde Başbakan Ecevit
Washington'da bir zirveye katılmıştı.

Zirve'de tam bir Ecevit fırtınası esti.

Sonuç metnine konulan şerhten dolayı Başkan Carter Türkiye'ye uygulanan
ambargonun kaldırılması için bizzat çalışacağı sözünü vermek zorunda
kaldı.

O günü gecesinde Amerikan Başkanı Beyaz Saray'da NATO üyesi ülkelerin
liderleri onuruna bir yemek verdi.

Açılış konuşmasını yapan Başkan Carter mikrofunu Ecevit'e bırakırken
"Şimdi sözü politikanın bazı inceliklerini öğrendiğim Türk meslektaşıma
bırakıyorum" dedi.

Ertesi günü Tercüman'ın manşeti şuydu:

"Rahşan Hanım Beyaz Saray davetine Olgunlaşma Enstitüsü'nün diktiği
tuvaletle gitti."

***

İlhan abi gözaltına alındığı gün yazdıklarım hemen alttaki arşiv bölümünde,

Ergenekon İddianamesi'nde cep telefonu kullanmadığı için örgüt üyesi
olarak gösterilmesine yönelik itirazlarım da aynı yerde.

Ama bu yazıya da itirazım var.

Ben cümleleri kimin dile getirdiğine değil o cümlede ne dendiğine bakıyorum.

Tayyip Erdoğan ile  olan hesapların da Emine Erdoğan üzerinden görülmemesi
gerektiğini savunuyorum.

Bana satılmış deyip,küfredecek olanlar çıkacaktır.

Doğru bildiğimi yazdığım için bu ilk küfür yiyişim olmayacak.

"First Lady böyle mi giyinir?" diye soracaklaraysa benim bir sorum var:

Başbakan eşlerinin nasıl giyineceklerine dair bir kanun ya da yönetmelik
mi var?

KURUMSAL KİMLİĞİMİZ VE BEN...

Dün AKP Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen'in hazırladığı "Gençleri
Koruma Kanunu'nu" eleştirdim.

Öğleden sonra Haberturk.com'un benimle taban tabana zıt kurumsal görüşü
yayınlandı.

O saatten sonra posta kutuma onlarca mail düştü.

Benim gibi tasarıyı yanlış bulanlar  "Bunu size nasıl yaparlar?" diye
sordular.

Tasarıya destek olanlar ise yakası açılmadık küfürlerle başlayıp "öptük
mü?" tadında mesajlar yolladılar.

Ne kimse bana birşey yaptı ne de beni "öptü"...

Çok seslilik dediğimiz şeye pek alışkın olmadığımız için yaşanan
kimilerinin garibine gitti.

Ben, bu tasarıyı nerede eleştirdim?.

Tasarıya kurumsal olarak destek veren haberturk.com'da...

Ne kimse yazıma müdahale etti,

Ne de yazım manşetten düşürüldü.

Önemli olan burada her fikrin özgürce seslendirilebiliyor olması.

Herkesin kendini bir kampa ait olmak zorunda hiseetiği bir ülkede yaşananı
kimilerinin anlayamaması çok normal.

Burası tek tip insanların çalıştığı bir yer değil.

Kimileri bunu bir zaafiyet sansa bile bizim asıl zenginliğimiz bu...

ozaysendir@haberturk.com

Bu haber için oy ver
0
Ekleyin:: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Yorumlar (3 Yorum Eklendi):

erdal Tarih: 12 August, 2008 11:38:46
avatar
başbakanın hanımı elbise giymiş ilhanda onu yazısına almış işte acizliyini düşkünlüyünü zavallılıgını tüm ülkeye gösterdi ilhan sana tavsiyem ilhan efendi hanımların elbisesiyle ugraşcana ülkenin kaderiyle uraş gerçi sende hayinlikden yargılanıyorsun
ferit sevgi Tarih: 23 October, 2008 10:20:23
avatar
bu dincilerdende,onlara demokrasi adına destek olan senin gibi liboşlardanda bıktık.türban takarlar,sakal bırakırlar ama her pisliğide yaparlar.evet rezil bir kıyafet,ilhan selçuk herzaman haklıdır.
sunusy Tarih: 24 October, 2008 09:44:15
avatar
kudurmuş bir köpek gibi, ağızlarından salyalar saça saça benimsemedikleri bir hayat tarzını yaşayanlara kin ve öfke kusuyorlar..

Eleştirilince, eleştirenlere liboş diyorlar.. yüzsüzler..

herkes benim gibi giyinsin, benim gibi yaşasın, benim gibi düşünsün ve benim kadar dindar olsun diyorlar..

Bütün bunları neden yapıyorlar?

Çünkü bu insanların egoları şımartıla şımartıla şişmiş ve bu sayede insanlıktan çıkmış olduklarının farkında değiller, yaklaşık 100 yıldır bu insansılar birbirlerinden itibar gördükleri için halkın da kendilerine itibar edeceklerini zannediyorlar..

halbuki bilmiyorlar ki biz onları adam yerine bile koymuyoruz.

başkalarının hayat felsefelerini beğenmeyerek yenisini ikame etmeye çalışanlar, kendilerinin nasıl bir dinazor olduklarını da farkedemezler.. sonra da şaşırırlar ve kendilerini sandığa gömen halkı küçük görürler, biz de onlara deriz ki:

sonuç normal,
Biz, bizden olmayanı da sayarız, ama sizin gibi faşist insansıların traş ettiğimiz kıllar kadar bile değeriniz yok!

Zira beyniniz tersine evrim geçirmiş ve dinazora dönmüşsünüz. Sizler toplum sağlığına zararlı, insan şeref ve haysiyetine düşman, habis urlarsınız.. 100 yıldır sırtımızdan inmeyen ve kanımıza beslenen asalak kenelersiniz..

Gardırop faşistliğinden kurtulamadan insan olamazsınız.. türban ve sakal sizi gıdıklamaya eceliniz gelinceye kadar devam eder..

tavsiyem, insan olmayan yerlerde mesela dağda kırda yaşayın ve hayvani gıda tüketmemeye özen gösterin, az yiyin, az uyuyun ve spor yapın.. umarım tedaviniz gerçekleşir.

Yorumunuzu Ekleyin comment

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Untitled Document