Erdoğan'ın Humeyni ziyareti!
Dün akşam atv'de "Gülben Ergen'le Sürpriz" programının bir bölümüne baktım. Konuklardan biri Alişan'dı ve programın yapımcısı Okan Bayülgen'de programa katılmıştı. Muhabbet Alişan'ın Macaristan'da aldığı oyunculuk eğitimine geldi. Derslerinden biri de bale eğitimiymiş ve de zorunluymuş. Ancak derste herkesin incecik bir "tayt" giymesi gerekiyormuş. Alişan da hocasına eski dizilerini göstermiş ve bir fotoğrafının çekilmesi durumunda Türkiye'de "karizmasının" fena çizileceğini söylemiş (Böyle yazınca sıradan bir olaymış gibi gözükse de Okan Bayülgen'in de ortamda bulunması konuyu baya eğlenceli hale getirdi).
Şimdi bazıları başlıkta Humeyni'yi görüp "tayt" hikayesi arasındaki ilişkiyi çözememiş olabilir. Bilindiği gibi İran devlet başkanı Ahmedinejat Türkiye'ye, daha doğrusu İstanbul'a geldi. Tabi gümbürtü de koptu Türkiye'de. Efendim neymiş "Anıtkabir'i niye ziyaret etmiyormuş?". Pardon ama kimden bahsettiğimizin farkında mısınız? Biraz hatırlatalım o zaman…
1) İran 1979'da "İslam Devrimi"ni gerçekleştirdi ve hala aynı yönetim sürmektedir. Devrimin bir numaralı adamı Ayetullah Humeyni'dir.
2) İran rejimi Batı ve Amerika karşıtlığından beslenir. Rejimin temelini bu oluşturur.
3) Ahmedinejat da bu rejimin yılmaz savunucularından biridir.
4) Ahmedinejat her fırsatta ABD'ye ve Batı'ya meydan okumaktadır.
Bunu Ahmedinejat'a karşı olmamdan veya "hayran olmamdan" dolayı değil, sadece gerçeği göstermek istedim. İran'da "İslamcılık" ne ise Türkiye'de de "Kemalistlik" aynı şeydir. İkisi de statükocudur, sözde rejimin devamı için "muhalifler"e şans tanımazlar, hain ilan ederler. İran'da "İran Anayasa Muhafızları Konseyi" vardır, Türkiye'de "Anayasa Mahkemesi" vardır. İran'da "mollalar" vardır, Türkiye'de sözde "Atatürkçü aydınlar".
Sakın beni "Humeyni'yi seviyorum, Atatürk'ü sevmiyorum" diyen kızla karıştırmayın! Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ferdi olarak büyük önder M.K. Atatürk'e sonsuz saygım var ve Humeyni'nin bana hiçbir yararını da görmedim. Ama kendisine de hakaret etmem. Her ülkenin kendine özgü liderleri, politik duruşları olabilir. Bu o ülkelerin ortak bir masada buluşamayacağı anlamına gelmez. Örneğin, Atatürk S.Arabistan devletinin kurulmasını ilk tebrik eden olması, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin teokratik S.Arabistan'ı ilk tanıyan ülke olması, 1937 yılında Türkiye'nin İran ve Afganistan'la Sadabat Paktı'nı imzalaması bunların en iyi örnekleridir. Maalesef daha sonra bu birliktelikleri sürdürebilecek liderlere sahip olamadık(Aynı şey maalesef 1991'den sonra kurulan Türkî cumhuriyetlerle de söz konusu. Özal'dan sonra ciddi ciddi ilgilenen maalesef olmadı). Biz herkesi "düşman" olarak gördük, görmek istedik. Ve bugünlere böyle geldik…
Sonuç olarak, Ahmedinejat'ın davranışını, Batılı devletlerin liderlerinin yaptığı "göstermelik" Anıtkabir ziyaretlerinden daha onurlu buluyorum. Ahmedinejat'ın Anıtkabir'i ziyaret etmesi, Erdoğan'ın veya Gül'ün Humeyni'yi mezarında ziyaret etmesiyle aynı şeydir. Veya baştaki hikayeye dönersek Alişan'ın "tayt" giymesi gibi bir şey…




del.icio.us
Digg
Yorumlar (3 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin